Paketli pastacı kreması nasıl yapılır ?

Kaan

New member
9 Mar 2024
547
0
0
Paketli Pastacı Kreması Nasıl Yapılır? Basit Bir Tariften Toplumsal Cinsiyet ve Sınıf Eşitsizliğine

Mutfakta küçük bir paket açıp birkaç dakika içinde pastacı kreması hazırlamak ilk bakışta son derece sıradan bir iş gibi görünüyor. Sütü ısıtmak, toz karışımı eklemek, karıştırmak ve kremanın koyulaşmasını beklemek… Fakat mutfakta geçirdiğimiz bu birkaç dakika bile aslında kimlerin yemek hazırladığı, kimin bakım emeğini üstlendiği, kimin mutfakta “doğal olarak” becerikli kabul edildiği ve kimin zamanının daha değerli görüldüğü gibi oldukça büyük toplumsal meselelerle bağlantılı.

Bu nedenle paketli pastacı kremasını yalnızca pratik bir tatlı malzemesi olarak değil, gündelik hayatın sosyal yapısını düşünmek için küçük bir örnek olarak ele almak ilginç olabilir. Üstelik burada amaç, “kadınlar mutfakta, erkekler dışarıda” gibi artık gerçek hayatın çeşitliliğini açıklamaktan uzak kalıpları yeniden üretmek değil. Tam tersine, kadınların, erkeklerin, farklı sınıflardan insanların ve farklı kültürel geçmişlere sahip bireylerin mutfakla kurduğu ilişkinin neden aynı olmadığını sorgulamak.

Önce İşin Pratik Tarafı: Paketli Pastacı Kreması Nasıl Yapılır?

Paketli pastacı kremasının hazırlanması ürüne göre değişebilir; bu yüzden öncelikle paketin üzerindeki ölçü ve talimatlara bakmak gerekir. Genel olarak ise uygulama oldukça basittir.

Bir paket pastacı kreması karışımı için çoğunlukla süt kullanılır. Üreticinin önerdiği miktardaki soğuk süt bir tencereye alınır ve paket içerisindeki toz karışım eklenir. Karışım, topaklanmaması için çırpma teliyle sürekli karıştırılarak pişirilir. Kremanın kıvamı koyulaştığında ocaktan alınır. Ardından oda sıcaklığında bir süre soğuması beklenir.

Bazı hazır ürünlerde pişirme gerekmeyebilir. Bu ürünlerde süt veya başka bir sıvı ile toz karışım belirli bir süre çırpılarak krema hazırlanır. Dolayısıyla “paketli pastacı kreması” tek bir ürünü ifade etmediğinden, paketin üzerindeki hazırlama talimatı her zaman temel alınmalıdır.

Hazırlanan krema; pasta katlarının arasına, ekler ve profiterol içerisine, tartların üzerine veya meyveli tatlılarda dolgu olarak kullanılabilir. Krema tamamen soğuduktan sonra kullanmak, özellikle katlı pastalarda daha düzgün sonuç verir.

Buraya kadar oldukça basit. Fakat asıl ilginç nokta bundan sonra başlıyor: Bu kadar basit bir mutfak işini kim yapıyor ve neden?

Mutfakta “Doğal Olarak” Kadınların Olması Beklentisi

Yemek yapmak çoğu toplumda uzun süre kadınlıkla ilişkilendirilmiş bir faaliyet oldu. Ancak bunun biyolojik veya “doğal” bir zorunluluk olduğunu düşünmek yerine, toplumsal rollerin nasıl oluşturulduğuna bakmak gerekiyor.

Evde yemek hazırlamak yalnızca fiziksel bir faaliyet değildir. Ne pişirileceğine karar vermek, alışveriş listesini oluşturmak, malzemelerin eksildiğini fark etmek, çocukların ne yiyeceğini düşünmek, özel beslenme ihtiyaçlarını takip etmek ve yemek sonrasında mutfağı toplamak da bu emeğin parçalarıdır.

Dolayısıyla “Bugün pastayı ben yaptım” cümlesiyle “Evde ne yenileceğini sürekli ben düşünüyorum” cümlesi aynı şeyi anlatmaz.

Özellikle kadınlar açısından mutfak emeğinin görünmezleşmesi burada önemli bir mesele. Sosyolojik araştırmalar, annelik ve beslenme sorumluluğunun toplumsal olarak “iyi annelik” fikriyle birleştirilebildiğini gösteriyor. Joslyn Brenton'ın farklı ırksal ve ekonomik geçmişlerden gelen 60 anneyle yaptığı görüşmelere dayanan araştırması, çocukların beslenmesi konusunda kadınların üzerinde “daha fazla emek vermeliyim” şeklinde bir toplumsal baskı oluşabildiğini ortaya koyuyor. Bu baskı sınıf ve ırk gibi diğer eşitsizliklerle de kesişiyor.

Burada kadınların deneyimlerini tek bir kategoriye sıkıştırmamak gerekiyor. Ekonomik olarak rahat bir ailenin çalışan annesiyle, düşük gelirli bir hanede yaşayan ve aynı zamanda çocuk, yaşlı veya başka aile bireylerinin bakımını üstlenen bir kadının mutfak deneyimi aynı olmayabilir.

Birinin pastacı kreması hazırlamak için “pratik bir çözüm” gördüğü şey, başka biri için günün zaten bitmek bilmeyen bakım işlerinden bir tanesi olabilir.

Erkeklerin Mutfağa Girmesi: Değişen Roller Ama Devam Eden Eşitsizlikler

Öte yandan erkeklerin mutfakta daha fazla yer alması da önemli bir toplumsal değişimdir. Fakat burada da genelleme yapmak yerine farklı deneyimlere bakmak gerekir.

Erkeklerin yemek yapması geçmişte bazı toplumlarda “istisnai”, “hobi” veya hatta “profesyonel bir yetenek” olarak sunulurken, kadınların aynı işi yapması çoğu zaman sıradan bir ev görevi olarak görülmüştür. Bu durum ilginç bir çelişki yaratır: Aynı faaliyet erkek tarafından yapıldığında uzmanlık veya yaratıcılık olarak değerlendirilebilirken, kadın tarafından yapıldığında görünmez bir sorumluluğa dönüşebilir.

Araştırmalar da yemek hazırlama davranışlarının cinsiyet, eğitim ve ırksal/etnik gruplara göre farklılaştığını gösteriyor. ABD'deki 2003–2016 zaman kullanımı verilerini inceleyen bir çalışmada, erkeklerin evde yemek yapma oranının arttığı, ancak kadınların hâlâ daha yüksek oranda yemek hazırladığı ve günlük olarak daha fazla zaman harcadığı bulundu. 2016'da araştırmadaki kadınların yaklaşık yüzde 70'i evde yemek hazırlarken bu oran erkeklerde yaklaşık yüzde 46'ydı; kadınların günlük ortalama yemek hazırlama süresi de erkeklerden belirgin biçimde yüksekti.

Bununla birlikte erkekleri yalnızca “ev işlerine katkıda bulunmayan grup” olarak tanımlamak da doğru olmaz. Aynı araştırma eğitim düzeyinin erkeklerin yemek yapma davranışlarıyla ilişkili olduğunu ve farklı ırksal/etnik gruplar arasında önemli farklılıklar bulunduğunu gösteriyor.

Bu nedenle erkekler açısından çözüm odaklı yaklaşımın önemli bir parçası, “yardım etmek” kavramından uzaklaşıp ev işlerini ortak sorumluluk olarak görmek olabilir. Çünkü kendi evinde yemek yapan bir erkek eşine veya partnerine “yardım etmiş” olmaz; ortak yaşamın gerektirdiği bir işi üstlenmiş olur.

Sınıf Meselesi: Herkes İçin Aynı Mutfak Yok

Paketli pastacı kremasının sosyal boyutunu düşünürken sınıf meselesini görmezden gelmek de mümkün değil.

Hazır ürünlerin önemli avantajlarından biri zamandan tasarruf sağlamalarıdır. Fakat zamanın kendisi de eşit dağıtılan bir kaynak değildir.

Geliri yüksek bir kişinin uzun süre mutfakta kalmak istemediğinde pastacı kreması satın almasıyla, düşük gelirli bir kişinin aynı ürünü kullanması aynı ekonomik anlamı taşımayabilir. Birincisi zaman kazanmak için pratikliği seçebilir; ikincisi ise uygun fiyat, malzeme erişimi, mutfak ekipmanı veya çalışma koşulları nedeniyle hazır ürüne yöneliyor olabilir.

Dahası, “evde yap” önerisinin kendisi bile sınıfsal bir varsayım içerebilir. Ev yapımı krema için yumurta, süt, nişasta, şeker, vanilya ve uygun mutfak araçları gerekir. Bunların hepsinin sürekli erişilebilir olduğu varsayımı, herkesin aynı ekonomik koşullara sahip olduğunu kabul eder.